kaygısız ilerliyorduk,akşam gelip formaları çıkartıp elleri yıkama taklidi yapıp doğru yemeğe oturuyorduk,güzel yiyorduk bir tabak bile yıkamadan odaya geçiyorduk ,üçgenler vardı,en büyük sorun dağılan masaydı,en güçlü ses anne sesiydi,en güçlü sesin yanında en uzak ses baba sesiydi,zaman sonsuzdu,her güne bir çorap vardı,sayısız saç tokası,ve beyaz gömlek vardı, saatlerce koştuğum kocaman bir saha vardı ,terleyip koşup bağırıp uyuya kaldığım tarsus-mersin yolculukları,ters musluktan içtiğim buz gibi sular ,pencereden her baktığımda yana kaymış gibi gözüken ağaçlar,kütüphane sonra ,yere çöküp rafların arasında okuduğum kitaplar,osmanlı tarihinde okuduğum kitaplar,altını çizdiğim onlarca cümle... o zaman en güzel gelecekti,şimdi de böyle olsa keşke en heyecanlısı en güzeli gelecek olsa,neden şu an hep geri sarma isteği daha bunun için erken olduğunu düşünüyorum bunu düşündükçe kafam karışıyor,hayır kafam karışmıyor dünyam karışıyor,özlediklerim de aslında onlar değil daha basit olsun istiyorum ,fazlalaştıkca cimrileşiyorum,kendimi anlatmasam keşke,kendimi anlatmadan kendime anlatarak yetinmesini becerebilsem...
Çarşamba, Ocak 31, 2007
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder