Çarşamba, Ocak 31, 2007

standartlar...





kalkıyosunsabahöğleakşam

birvakit herkes kalktığı vakit işte ondan

ama hiç sıcak ekmek olmadığı için

hep tost makinasında

kendi sıcak ekmeğını yaratmaca

sonra kahvaltıcılık oynamaca

tek başına evcilik oynamaca

bulaşık yıkamaca

bu ev küçük silinip süpürülmesi beş dakka

camları hiç silmemece camları kimse görmemece

en çok kim için yaşıyorsuna

sena en çok senaya yanıtları vermece

ağlamaca

ağladıkça bir türlü açılmamaca

küçük adımlarla dünya zenginleştirmece

ama hep bir türlü olmamaca

tek kendime kurgular yapmaca


maca yı meceyi siktir etmece


bıktım

bütün yapışık saçma sapan detayları üstümden atmak istiyorum

yalnızlık

meceyle macayla geçmez

yalnızlık güzeldir geçmesin iç dekoru hakim olmalı ki ruhuma

sıkıntı yapmadan

yola devam edebiliyim

herkes bir şekil

ben o şekil bu şekil

hiç bir uyum yok

sürekli kopuyorum bütün yürüyen konuşan düşünen şeylerden

arada bir yaklaştığım olduğunda en çok nerde olduğunu düşündüğümde (resimlerle zenginleştirdim) -pazarlar -elele yürüyen yaşlı teyze amcalar- sonra çalgıcılar -papatya fırını evet bu kadar da nostaljik tablolar çiziyorum modada

moda olmasa

ne olurdu sana sena diyorum

mersinin daha bol pastaneli ve eczanelisi olmasa benim halim ne olurdu diyorum

neden apartmanlar ve yaşlılar yakın geliyor sorusuna

cevap bulamıyorum

bol bol yürüyorum

bazen çok konuşuyorum konuştukça uzaklaşınca kendimi pis hissediyorum

insanlara ben böyleyim şöyleyim demeye gerek var mı hakkaten

yok

ben somonu ketçapla yiyorum ...

ve bu dünyada en çok Lale'yi seviyorum. bu tek nokta hep tek nokta

Hiç yorum yok:

 
Clicky Web Analytics