kalkıyosunsabahöğleakşam
birvakit herkes kalktığı vakit işte ondan
ama hiç sıcak ekmek olmadığı için
hep tost makinasında
kendi sıcak ekmeğını yaratmaca
sonra kahvaltıcılık oynamaca
tek başına evcilik oynamaca
bulaşık yıkamaca
bu ev küçük silinip süpürülmesi beş dakka
camları hiç silmemece camları kimse görmemece
en çok kim için yaşıyorsuna
sena en çok senaya yanıtları vermece
ağlamaca
ağladıkça bir türlü açılmamaca
küçük adımlarla dünya zenginleştirmece
ama hep bir türlü olmamaca
tek kendime kurgular yapmaca
maca yı meceyi siktir etmece
bıktım
bütün yapışık saçma sapan detayları üstümden atmak istiyorum
yalnızlık
meceyle macayla geçmez
yalnızlık güzeldir geçmesin iç dekoru hakim olmalı ki ruhuma
sıkıntı yapmadan
yola devam edebiliyim
herkes bir şekil
ben o şekil bu şekil
hiç bir uyum yok
sürekli kopuyorum bütün yürüyen konuşan düşünen şeylerden
arada bir yaklaştığım olduğunda en çok nerde olduğunu düşündüğümde (resimlerle zenginleştirdim) -pazarlar -elele yürüyen yaşlı teyze amcalar- sonra çalgıcılar -papatya fırını evet bu kadar da nostaljik tablolar çiziyorum modada
moda olmasa
ne olurdu sana sena diyorum
mersinin daha bol pastaneli ve eczanelisi olmasa benim halim ne olurdu diyorum
neden apartmanlar ve yaşlılar yakın geliyor sorusuna
cevap bulamıyorum
bol bol yürüyorum
bazen çok konuşuyorum konuştukça uzaklaşınca kendimi pis hissediyorum
insanlara ben böyleyim şöyleyim demeye gerek var mı hakkaten
yok
ben somonu ketçapla yiyorum ...
ve bu dünyada en çok Lale'yi seviyorum. bu tek nokta hep tek nokta
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder