Salı, Haziran 24, 2008

VE ŞARKİYATÇILAR






Münir, Tony ve Pierre ise hemen her şeyi denemekten hoşlanıyor. Ufak tefek işlerle uğraşmaktan. Münir'in ailesi inanılmayacak kadar zengin, üstelik o eğlencelerine ve projelerine Tony ve Pierre'i de katıyor. Fuat da " grubun" üyesi. Hiçbiri otomobillerinden aldığı güç duygusunu bir kadında bulamadı. Ralli karı-koca yatmaktan çok daha önemli, ava gitmek de ralliden daha iyi. Spor dünyasında bile bir hiyearşi var. Ne olursa olsun , av hala en saygın faaliyet. En sağlıklısı. Üstelik daha da entelektüel. Lübnan'dan çıkıyorsun. Suriye gibi kardeş (ve düşman) ülkeyi tanıyorsun. Suriyelilere gelince, onlar o kadar zengin değil ve böyle avlanabilmek için gerekli donanıma ve tarza da sahip değiller. Önceleri, perdede gördüklerimize benzeyenler ve Suriye'ye Irak'a, başka yerlere avlanmaya gidenler Avrupalılardı... Şimdiyse bu turistik ve askeri edavatla istedikleri yere gidenler, Hristiyan ve çağdaşlaşmış Lübnanlılar. Üstelik yanlarına film makinası da alıp hem başarılarını hem de kendilerini çekiyorlar: baldırlar, ayakkabılar, şortlar, şortlatın düğmeleri ve fermuarları, yakası açık gömlekler ve kara kıllar... Dahası, bu dördü son derece temiz çocuklar hiç beraber yatmazşar....

"Nasıl? Radyoları vardır, herhalde?"
" Var. Ama oraya gittiğimizde gördükleri ilk Avrupalılar bizdik. Özür dilerim, Lübnanlılar demek istedim.
" Evet. Anlıyorum. İlk çağdaş insanlar."
" Tamam işte. Anladın. Eskiden bizim gibi olanlar yabancılardı. Şimdi, çağdaş olanı biz temsil ediyoruz. Malzemelerimize, tüfeklerimize bakıyorlardı..."
"Mitralyözlerinize mi demek istiyorsun?"
"Evet. Tüfeklerimizin ateş gücü onlar için inanılmayacak bir şey."
"Çok kuş öldürdünüz mü?"
" Hayır.Lübnan'dakinden daha çok kuş var ama , Suriye'nin de bir zamanlar faunasını yitirdiği söylenebilir. Kaldı ki , bundan sonraki seyahatimiz Türkiye'ye. Orası avcılar için hala bakir. Ne istiyorsan var."
"İyi. Köye geldik diyelim, ne düşünüyorsun film için?"
" Anlıyorsun. Adamlar şaşkın. Bize hayran. Onlarla arkadaş oluyorum. Sonra, o Suriye köyüne bir kaç kere gidiyorum. Her seferinde bizi tanıyorlar ve her seferinde , değişen onlar oluyor. Artık aynı insan değiller. Bizi gördüler."
"Ee?"
" İçlerinden bir ikisini Beyrut'a getirmek istiyorum. Gelmeleri için davet edeceğim."
" Sen mi getiriyorsun , kendi başlarına mı gelecekler?"
" Daha karar vermedim. Ama önemi yok. Düşünsene Beyrut'ta genç bir Suriyeli, bizim Paris'te olmamız gibi!"
" O köylerden bir Suriyeli mi demek istiyorsun?"
" Tabi!"
" Anlıyorum. Paris'teki Cezayirli işçileri gösterenler gibi bir film mi yapmak istiyorsun?"


- ETEL ADNAN- Sitt Marie-Rose
- fotobeirut

Hiç yorum yok:

 
Clicky Web Analytics