Pazartesi, Mart 26, 2007

kişisel bir ıvır zıvır tarihi

moda daki yaşlı adamlara ve kadınlara bakıyorum , kulaklarının içinden tüyler fışkırmış çoğunun bazılarının hala benim saçlarımdan daha çok saçları var gözlükleri hep kocaman , sanki hepimiz farklı şeylere bakıyoruz gibi geliyor. eminim çoğu dişlerini geceleri tuzlu suda bekletiyor. Moda'daki yaşlılara baktıkça unutmamak için daha çok yazmam gerektiğine inanıyorum. Özellikle çocukluğumu bütün küçük detayları biriktirebilmek çok zor. Ama bir kaç şey işte aklıma geldikçe yazmaya devam edicem bundan sonra


Truncu Buzdolapları : dedemlerde mutfakta iki adet var , ikisi de çoğu zaman tıka basa dolu general electric'in sanırım türkiye'ye ithal edilen ilk modellerinden . Evde en çok ben ve dedem kullanıyoruz buzdolabı. O hep su alıyor ben de içine girip serinliyorum . Çünkü ben bu buzdolaplarına sığabiliyorum , ama söz konusu uzun bir serinleme olucaksa eğer hep duvara yakın olanını tercih ediyorum. Çünkü anneannem mutfağa girdiğinde beni görmemeli , çünkü daha yeni tifoyu atlattım, herkes istrihat'tasın diyor. İstrihat diye sürekli tekrarlıyorum çok garip bir kelime...


Gardrop: Bu dolap anneannemin evindeki bütün dolaplardan farklı , annemle ikimizin kaldığı odada duruyor, içi krem rengi satenle kaplanmış ben koltuk saklayan dolap diyorum bu dolaba çünkü sanki koltuk kumaşıyla kaplanmış gibi , aynı koltukların şişkin baklava gövdeleri ve ortalarındaki düğmelerden var . İçerisi eve göre hep daha soğuk ve naftalinli ,çünkü bu dolapta dede'nin arabistan seyahatinden getirdiği ıvırzıvırlar var , ben buzdolaplarına girdiğim gibi bu dolaba da giriyorum , hatta beşinci yaş doğumgünümde annemin anlattığına göre kuzenlerimle saklambaç oynarken bu dolaba kitlenmişim , annem beni pastayı kesecekleri zaman hatırlamış . Bu noktada küçük çocuklara hazırlanan bütün doğumgünü partilerinin bir noktada hiç bir işe yaramadığını da bir kez daha anlamış oluyorum .

Sallanan Sandalye : Bu sandalye hala anneannemlerin oturma odasında duruyor , annemin teyzelerimin benim ve diğer bütün kuzenlerimin bu sandalyede sallanırken çekilmiş fotoğrafları mevcut , bu sandalye dedemin annesininmiş ve o bizim gibi hız yapmak için değil kitap okurken rahatlamak için kullanırmış.

AYAKLI AYNA : Bu ayna benim ilk kendimi bilinçli olarak fark etmemi sağlayan obje olduğu için oldukça önemli , yukarıya doğru baktığımda sürekli bitmeyecek gibi dururdu ve zamanla yani boyum attıkça aynanın üstündeki çıplak çocuk figürleri , oldukça korkutucu gelmeye başladı , aynaya bakmayı bir süre bu yüzden bıraktım , ve sonra ayna nın ayaklarından biri tutmamaya başladı ne zaman çok yaklaşsam ileriye doğru gidip gelmesi nedeniyle ilk bir şeyin altında kalma korkusunu da yine bu aynada yaşadım diyebilirim . Çocukluğum ergenliğim ve şimdi gittiğimde şu an hala bu aynada

BIRAKINCA DÖNEN MAVİ BARDAKLAR : Annenannem bu bardakları sadece belirli günlerde çıkartırdı , bu belirli günlerin hangi günler olduğu hakkında en ufak bir fikrim yok fakat bildiğim kadarıyla çok sevmediği için çıkartmazdı , çünkü ben hep , hep beraber yemeğe oturulana dek masada bu bardakları döndürürdüm , hiç bir bardak kendi etrafında bu kadar hızlı dönmez , mavi bardaklar dışında .

PARİZYEN'DEN MÜJDE SİZE : Evin eşyalarını bir kenara bırakırsak , çocukluğumla ilgili hatırladığım en net şey büyükanneannemin evinin altındaki tuhafiye dükkanı ve burada satılan külotlu çoraplar , her kız çocuğunun çoğunlukla nefret ederek giydiği yünlü ve muzlardan bahsediyorum , yoksa anneminki gibi parlak siyah ve ten renkli olan fantazi çoraplarından değil , fakat ne kadar nefret etsem de bu çoraplardan hiç bir şey beni isminden soğutamaz , şu ana kadar hiç bir ürünün ismini işitince bu kadar mutlu olmamışımdır , geçenlerde moda'da yürürken yine çocukluğumdaki tuhafiye'ye benzer bir dükkanın önünden geçtim . Kocaman bir kartona : "çoraplı bir ayak muhakkak ki hem daha zarif hem de göz alıcıdır - Parizyen " yazmışlardı . O kartonu çalmak istiyorum



FİLLİ PARK : BU park benim çocuklukla ilgili bütün mutlu anlarımın özeti , fillli kaydırak ve ayılı salıncak . Burada ilk okul günümü kutladım , sonra ilk okumayı söktükten sonra annemin beni getirdiği park burasıydı , muhtemelen yürümeye başladığım ilk günlerde oynadığım parkta burasıydı , ben ortaokuldayken fili götürdüler , sahildeki her şey yıkıldı ve parkta kayboldu. Sonra bir gün tarsus -mersin yolunda boş bir arazide fili ve ayıyı tek başına dururlarken gördüm , sapsarı bir çayırlık ve tırların ortasında dinlenen fil ve ayı .


DEDE'NİN TRAŞ SETİ : Çıplak Kralı okuduktan sonra krallar ve prenslerle ilgili durmaksızın düşünmeye başladım , tabiki prensesler ve bezelyeler hakkında da çok düşünüyordum , benim için o dönem hala prensler , krallar ve prensesler mevcuttu , birisi aksini söyleyince dinlemiyordum ,birisi hala bir şeylerin aksini söylediği zaman çok fazla dinlemem . Dedemin altın kaplama traş seti bana onun kral olduğunu hissettirdi bir gün , çünkü annem bana kitapçıdan yeni çıplak kralı almıştı ve bu sefer ki kitap diğer bütün kitaplardan farklıydı üç boyutluydu ve bir sayfasında bütün olaylar bazı kağıtları çekerek hareket ettirebiliceğiniz görüntülerle anlatılmıştı. Oradaki kral dedem di , kocaman bir göbeği vardı ve herşeyi altın kaplamaydı. Geçenlerde mersine gittiğimde anneannemin banyo dolabını kese almak için karıştırırken altın kaplama traş setini gördüm. Dedeme götürüp ,bunları tekrar kullanmalısın çünkü sen kralsın demek istedim . Fakat kulakları çok fazla duymuyor ve ne demek istediğimi anlamaz.

HAMAM TASI: Herkes bazı banyoları çok sever , benim en sevdiğim banyo anneannemin banyosu , sanırım ilk tuvalete çıkışım yine bu banyo da olduğu için , fayanslar ,dolaplar , herşey aynı duruyor. Sadece sanırım mavi leylaklı banyo perdesi yerine şimdi duşakabin var . Anneannemin küvetinde yıkanmak ,gerçekten "yıkanmak'tır" ,içerde bizim evimizde olmayan kocaman mavi bidonumsu bir şey vardır burada su toplanır ve üstünde de gümüş varaklı içinde arapça bir şeyler yazan ve ortasında da yine küçük bir balığın hareket ettiği bir tas vardır. Ben ne zaman çok ağlasam ve annem bana kızsa veya hiç bir şey olmasına gerek yok sadece günlerden pazar olsa , anneannem ve ben küvete gireriz , iki tane tabure vardır ve beni önüne alır ve yıkar , ve o tastan akan sıcak su yüzüme her değişinde anneannemim " şimdi bütün kötülükler akacak" değişi yankılanır, sanırım hala en üzgün olduğum anlarda kendimi banyolara kilitleyişim ve su akarken ağlayışımın sebebi bu .

Hiç yorum yok:

 
Clicky Web Analytics